Mekanik tasarım çoğu zaman ekran başında, temiz çizgiler ve düzgün montajlarla ilerler. Ancak sahaya çıkıldığında gerçek bambaşkadır.
Kağıt üzerinde “çalışan” birçok tasarım, üretimde, montajda veya kullanımda ciddi problemler doğurur.
Bu yazıda, sahada en sık karşılaşılan 7 kritik tasarım hatasını ve bunların gerçek hayattaki sonuçlarını mühendislik perspektifiyle, filtresiz şekilde ele alıyoruz.
Sadece nominal yük dikkate alınıyor
Dinamik yükler, darbe etkileri, ivmeler, ani duruşlar göz ardı ediliyor
“Bu kadar da zorlanmaz” varsayımıyla ilerleniyor
Beklenmeyen deformasyonlar
Kaynak bölgelerinde erken çatlaklar
Pim, mil ve bağlantı elemanlarında kırılmalar
İlk birkaç ay içinde servis çağrıları
Yük = sadece ağırlık değildir.
Yük; ivme, darbe, titreşim, eksantrik etki ve kullanım hatası ile birlikte düşünülmelidir.
Sahada en çok duyulan cümle:
“Biz bunu bu kadar zorlanır diye düşünmemiştik…”
Kaynak ağzı, paso sayısı, erişim mesafesi düşünülmüyor
“Atölyede hallederler” yaklaşımı
Gerilme yığılması bölgeleri göz ardı ediliyor
Kaynak yanıkları
Nüfuziyet eksikliği
Kaynak ağzında çatlak başlangıçları
Görünürde sağlam, gerçekte zayıf birleşimler
Kaynak sadece birleştirme yöntemi değil, yapısal elemandır.
Tasarımda yanlış kurgulanan kaynak, analizde de, sahada da sizi yarı yolda bırakır.
Her parça tek başına tolerans içinde
Ama sistem olarak bakılmıyor
Montaj sırası düşünülmüyor
Parçalar “kağıt üstünde uyuyor”, ama montajda oturmuyor
Çekiçle, zorlayarak, şim koyarak montaj yapılmaya çalışılıyor
Zaman kaybı, işçilik artışı, kalite düşüşü
Tolerans parça bazlı değil, sistem bazlı yönetilmelidir.
Birbirini etkileyen 4–5 parçanın toleransı toplandığında ciddi sapmalar oluşur.
“Kırılmıyor ya, tamamdır” yaklaşımı
Eşdeğer gerilme düşük diye tasarım onaylanıyor
Deplasman, sehim, burulma ihmal ediliyor
Sistem çalışıyor ama titreşiyor
Hassas ekipmanlar ayar kaçırıyor
Sensörler şaşıyor, mekanizma kilitleniyor
Kullanıcı güven kaybı yaşıyor
Dayanım ≠ Rijitlik
Bir sistem kırılmayabilir ama işlevini kaybedebilir.
Saha için çoğu zaman sehim, burulma ve titreşim daha kritik problemdir.
“Nasıl olsa bir şekilde takılır” deniyor
Cıvata erişimleri kapalı kalıyor
Sökme–takma senaryoları düşünülmüyor
Parça sökmek için başka parçalar sökülüyor
Bakım süresi uzuyor
Kullanıcı sistemi sevmiyor
Servis maliyetleri artıyor
Tasarım sadece çalışmak zorunda değil, servis edilebilir de olmalıdır.
Sahada en nefret edilen sistemler: “çalışıyor ama dokunamıyoruz” olanlardır.
Mesh kalitesi sorgulanmıyor
Sınır şartları idealize ediliyor
Gerçek bağlantı koşulları modele yansıtılmıyor
Analizde sağlam çıkan yerler çatlıyor
“Bu analizde çıkmamıştı” şaşkınlığı yaşanıyor
Güven sarsılıyor
Analiz gerçeğin kendisi değil, temsili modelidir.
Yanlış sınır şartı = yanlış sonuç
Yanlış sonuç = sahada sürpriz
Teoride mükemmel geometri
Pratikte üretilemez detaylar
Özel takım gerektiren çözümler
Usta kendi çözümünü üretmeye başlıyor
Tasarımdan sapmalar oluşuyor
Her ürün birbirinden farklı çıkıyor
Kalite standardı bozuluyor
Üretim süreci tasarımın devamıdır, alternatifi değildir.
Tasarımcı üretimi tanımıyorsa, üretim tasarımı bozar.
En sık yapılan hata şu:
Tasarımı sahadan kopuk yapmak.
Gerçek mühendislik;
Tasarım → Analiz → Test & Ölçüm → Üretim → Saha geri bildirimi
döngüsünü bir bütün olarak ele almaktır.
Bu zincirin bir halkası koparsa, problem kaçınılmazdır.